Vesayet Davası Nedir, Nasıl Açılır?

vesayet davası nasıl açılır

Günümüzde en sık karşılaşılan dava konularından biri vesayet davalarıdır. Vesayet, reşit olmamış kişilerin (18 yaşını doldurmamış kişilerin) ya da yasal hakları kısıtlı olan kişilerin haklarını ve özgürlüklerini korumak adına, ilgili Sulh hukuk Mahkemelerince hukuk adına sağlanan temsili kamu görevi anlamına gelmektedir. Hak ve özgürlükleri Sulh Hukuk Mahkemelerince atanan kişilerce korunan kişilere ise vasi denmektedir. Peki, vesayet davaları nasıl açılır? Kimlere vasi atanır, kimler vasi atanabilir? Adliye salonlarda en sık görülen davalardan biri olan vesayet davalarına ilişkin merak edilen tüm detayları sizin için derledik.

 

Vesayet Türleri Nelerdir?

*Vesayet türleri kamu vesayeti ve özel vesayet olmak kaydıyla ikiye ayrılmaktadır. Vesayet makamı ve denetim makamından oluşan daireler tarafından yürütülen vesayet türüne kamu vesayeti denilmektedir. Sulh Hukuk Mahkemesi vesayet makamı, Asliye Hukuk Mahkemesi ise denetim makamıdır.

*Vasi atanan kişinin menfaati gereğince, bir işletmenin ya da ortaklığın devam ettirilebilmesi adına, vesayetin bir aileye verilmesine ise özel vesayet denilmektedir. Özel vesayet söz konusu olduğunda vesayet makamı aile meclisidir. Belirlenen aile meclisinin görev süresi ise 4 yıldır.

*Bir başka vesayet türü kayyımdır. Kayyım, belli işleri ve malları yönetmek adına, temsil kayyımlığı ve yönetim kayyımlığı olmak üzere iki şekilde atanmaktadır.

*Bir de yasal danışman vardır. Kısıtlanması için yeterli sebep olmayan erişkin kişilere belli konularda görüşü alınmak üzere kanunen yasal danışman atanabilmektedir.

 

Vasi Ataması

Yaşı 18’in altında olan veya yasal hakları kısıtlı olan kişilerin haklarının korunması adına ilgili Sulh Hukuk Mahkemelerine başvurularak açılan davalara Vesayet davası denilmektedir.

Vasi ataması ise iki şekilde gerçekleştirilmektedir.  Bunlardan ilki velayet altında bulunmayan, yaşı 18’in altında olan çocuklara kanunlar gereği vasi ataması yapılmasıdır. İkincisi ise kısıtlılık halleridir. Akıl hastalığı ya da zayıflığı, savurganlık, alkol ve uyuşturucu gibi bağımlılık yapan maddelerin kullanımı, kötü yaşam tarzı, kötü yönetim, özgürlüğü bağlayıcı ceza ve ilgilinin talebi gibi durumlarda da kanunlar çerçevesinde kişilere vasi ataması yapılabilmektedir.

Vasi ataması, Sulh Mahkemesinin yetkin bir kişiyi vasi olarak ataması sonucu gerçekleşmektedir. Vesayet davalarında vasi ataması gerçekleştirilirken, vasi atanacak kişinin eş ve yakınları önceliklidir. Öte yandan vesayet davalarında yine kısıtlı olanlar, kamu görevinden yasaklı olan kişiler, kötü bir yaşam tarzı sürenler, kendisine vasi atanacak kişinin menfaatlerini gözetmeyecek şekilde düşmanlık besleyenler vasi olarak atanamazlar.

Tüm bunların yanı sıra vesayet davalarında vasi olarak atanacak bazı kişiler, vasi olarak atanmayı kabul etmeme hakkına da sahiptir. 60 yaşını doldurmuş kişiler, bedensel engeli olanlar, sürekli hastalıkları sebebiyle bu görevi güçlükle yapabilecek olanlar, dörtten fazla çocuk sahibi olanlar, hali hazırda üzerinde vasilik bulunanlar, Cumhurbaşkanı, TBMM ve Bakanlar Kurulu Üyeleri ile HSYK Üyeleri vasi olarak atanmayı reddedebilirler.

 

Vesayet Davası Nasıl Açılır?

Vesayet Davası açabilmek için belli şartlar gerekmektedir. Vasi tayin edilebilmesi için Sulh Hukuk Mahkemesine başvurmak gerekmektedir. Aynı zamanda başvurunun vasi tayini dilekçesi ile gerçekleştirilmesi gerekmektedir.  Yapılan vesayet davası başvurusu üzerine vesayet makamı vasi ataması yapılması adına kişinin eşine ve birinci derecedeki akrabalarına öncelik tanımaktadır. Gerçekleştirilen vasi ataması 2 yıl süreyle geçerli kabul edilmektedir. Ancak gerekli durumlarda, bu sürenin dolmasının ardından ilgili makam süreyi ikişer yıl daha uzatabilmektedir. Vasi atanan kişinin görevinden ayrılabilmesi içinse minimum 4 ay geçmesi gerekmektedir.

Vesayet davası açıldıktan sonra, öncelikle vasi atanacak kişi ve onu yakından tanıyanlar şahit olarak dinlenir. Bu kişilerin nüfus kayıtları da istenir. Vasi altına girecek olan kişiler sağlık kontrollerinden de geçer ve tüm bu sürecin ardından karar kişiye vasi atanması yönünde gerçekleşir. Karar kesinleşirse, kısıtlanmış olan kişinin yaşadığı yerde ve nüfusu kayıtlı olduğu yerde bildirilir.

 

Vasinin Yükümlü Olduğu Görevler

Açılan vesayet davaları sonucunda vasi olarak atanan kişilerin, yerine getirmekle yükümlü oldukları görevleri mevcuttur. Defter tutmak, değerli eşya ve belgeleri saklamak, para yatırmak, taşınabilir malların satışını gerçekleştirmek, ticari ve sınai işletmeleri yönetmek, taşınmaz malların satışını gerçekleştirmek vasi olarak atanan kişilerin yerine getirmekle yükümlü olduğu görevleridir. Ancak vasiler kişiler hiçbir şekilde vasisi oldukları kişi adına kefil olamazlar, vakıf kuramazlar ve önemli miktarlarda bağışta bulunamazlar.

Boşanma Davası Nasıl Açılır?

boşanma davası nasıl açılır

Medeni Kanuna göre boşanma, herhangi bir sebepten ötürü evlilik kurumunun sarsılması ya da evliliğin birlik ve beraberlik içinde yürütülememesi gibi durumlarda kişilerin başvurabileceği bir haktır. Boşanma davası tek taraflı açılabileceği gibi, boşanacak çiftlerin tarafından belirlenen hukuki çerçevede anlaşmalı olarak da açılabilmekte ve sonuçlanabilmektedir.

Peki, boşanma davası nasıl açılır? Boşanma davasının prosedürleri nelerdir? Boşanma davalarına ilişkin sorularınızın yanıtlarını yazımızda detaylarıyla sizin için derledik.

 

Boşanmanın Nedenleri Nelerdir?

Boşanma davasının nasıl açıldığına değinmeden önce öncelikle günümüzde giderek sıklaşan boşanmaların sebeplerine değinmekte fayda vardır. Medeni Kanuna göre boşanma davası açılmasına sebep olacak bazı durumlar bulunmaktadır. Örneğin, eşlerden birinin evi ve eşini terk etmesi, karşılıklı ya da tek taraflı gerçekleştirilen onur kırıcı davranışlar, aile içi şiddet ve hayata kast etmek, şiddetli geçimsizlik ve eşler arasındaki uyumsuzluk, zina, eşlerden birinin suç işlemesi sıklıkla karşılaşılan boşanma sebepleri arasında sayılabilir. Bu sebeplerden biri nedeniyle eşlerden birinin boşanmak istemesi Medeni Kanunda da belirtilen kişisel ve hukuki bir haktır.

Boşanma davaları, anlaşmalı boşanma davaları ve çekişmeli boşanmalı davaları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Eşler karşılıklı olarak boşanmaya karar verirlerse ve yine boşanmanın çerçevesi anlaşarak belirlenmişse anlaşmalı olarak boşanabilmektedirler. Ancak eşlerden biri boşanmak istemiyorsa veya süreç içerisine nafaka, velayet davası, boşanma tazminatı gibi konular da dahil olacaksa, karşılıklı bir uzlaşıya varılamadığı durumlarda boşanma davası süreci genel olarak çekişmeli boşanma davası şeklinde ilerlemektedir.

 

Boşanma Davası Prosedürleri Nelerdir?

Eşler karşılıklı boşanmaya karar vermişse  ya da eşlerden biri boşanma dava aşmak istiyorsa sürecin işlemesi adına gerçekleştirilmesi gereken birtakım prosedürler olduğunu da unutmamak gerekmektedir. Boşanmanın gerçekleşebilmesi için geçerli sebeplerinin olması gerektiği gibi, boşanma davasının açılabilmesi için birtakım evrakların da tamamlanması gerekmektedir.

Boşanma davasını açmak isteyen eşlerin ya da eşlerden birinin avukat tayin etmek için yeterli maddi durumu yoksa, bulunulan ilin Baro Birliğine başvuruda bulunulabilir. Bunun için yapılması gereken, muhtarlıktan bir fakirlik kağıdı alarak bulunulan ilin Baro Birliğine başvurmak ve maddi durumun yeterli olmadığını kanıtlamaktır. Bunun üzerine, Baro Birliği bir araştırma yapmakta ve maddi durumun tespit edilmesinin ardından, uygun bulunduğu takdirde başvuruyu yapan kişi için bir avukat görevlendirmektedir. Aynı zamanda boşanma davasının açılması için istenen yargılama harç ve masraflarından da maddi durumu yeterli olmayan kişiler muaf tutulmaktadırlar.

Boşanma davasının açılabilmesi için öncelikle gerekli olan dilekçenin eksiksiz şekilde oluşturulması gerektiği unutulmamalıdır. Boşanma davası dosyasında, boşanmanın dayanağı açıkça belirtilmeli, talep edilen geçici ve sürekli tedbirler de muhakkak yer almalıdır. Aynı şekilde, dava sonucunda talep edilen her detay da yine boşanma davası dosyasında yer almalıdır. Eğer boşanma süreci çekişmeli boşanma şeklinde ilerleyecekse dava dosyasına delil niteliğindeki belgelerin de ilave edilmesi son derece önemlidir. Bu tür durumlarda kişiler her türlü detayı ve bilgiyi avukatlarıyla paylaşmaktan çekinmemelidirler. Tüm bunlar eksiksiz bir şekilde yerine getirildiği zaman boşanma sürecini başlatabilmek adına, boşanma davası üç yere başvurarak açılabilir. Boşanma davasını açabilmek adına başvurabilecek yerler ise şöyledir: Kişinin ikametgahının bulunduğu yerdeki adliye, eşin ikametgahının bulunduğu yerdeki adliye veya son altı aylık süreçte birlikte ikamet edilen yerdeki adliye. Boşanma davası için bu üç alternatiften birine başvurulduğu takdirde davayı görecek ve sonuçlandıracak olan kurum ise Aile Mahkemesidir.

 

Boşanma Dava Dilekçesinde neler yer alır?

*Davanın açılacağı mahkemenin ismi dilekçenin başında belirtilmelidir.

*Davacı olan tarafın ad, soy ad, TC Kimlik Numarası ve adres bilgileri eksiksiz şekilde boşanma dilekçesinde yer almalıdır.

*Davalı olan tarafın ad, soy ad, TC Kimlik Numarası ve adres bilgileri eksiksiz şekilde boşanma dilekçesinde yer almalıdır.

*Davanın konusu belirtilmelidir.

*Boşanmanın gerekçeleri tek tek ve ayrıntılı olarak dilekçede aktarılmalıdır.

*Boşanma sebep veya sebeplerine ilişkin iddiaları kanıtlayan delillerin de boşanma dilekçesinde belirtilmiş olması gerekmektedir.

*Boşanma sebep veya sebeplerine ilişkin tanık veya tanıklar varsa, bu kişilerin isim ve adres bilgileri boşanma dilekçesinde açıkça yazılmalıdır. Boşanma davalarında tanıkların sonuç için en önemli kanıt olduğu göz ardı edilmemelidir.

*Mahkemeden net olarak ne talep edildiği boşanma dilekçesinin sonuna en açık haliyle yazılmalıdır.

Boşanma davalarında mahkemeden öncelikle boşanmaya karar vermesi, varsa müşterek çocuklarını velayet hakkı talep edilebilir. Kişiler kendileri için yoksulluk nafakası veya müşterek çocukları için iştirak nafakası talep edebilmektedir. Boşanma davası sonucunda bu gibi talepler olacaksa dava dilekçesinde belirtilmesi unutulmamalıdır. Boşanma davası açmak için başvuruda bulunacak kişilerin boşanma dilekçesinin yanı sıra nüfus kağıtlarını da yanlarında bulundurmaları önemlidir.

Anlaşmalı Boşanma Nasıl Gerçekleşir?

anlaşmalı boşanma nasıl gerçekleşir

Kimi boşanmalar evlilik birliğinin sonlandırılmasına ilişkin iki tarafın da ortak kararı neticesinde gerçekleşmektedir. Karşılıklı uzlaşıya varılarak sonlandırılan evliliklerde görülen dava türüne ise anlaşmalı boşanma denilmektedir. Anlaşmalı boşanma davalarının açılabilmesi ve davanın sonuçlandırılabilmesi için, eşlerin her ikisi de boşanmayı istemeli ve hem maddi hem de manevi konularda uzlaşmış olmalıdırlar.

Bilindiği gibi boşanma davaları en sık karşılaşılan dava türleri arasında yer almaktadır ve çekişmeli boşanma davaları ve anlaşmalı boşanma davaları olarak ikiye ayrılmaktadır. Boşanma davalarının anlaşmalı olarak gerçekleştirilebilmesi içinse Türk Medeni Kanununun 4721 sayılı hükmünce belirtildiği üzere anlaşmalı boşanma şartlarının yerine getirilmiş olması gerekmektedir. Aksi hallerde anlaşmalı boşanmak mümkün olmadığı gibi, süreç çekişmeli boşanma davası olarak işlemektedir.

 

Anlaşmalı Boşanmanın Gerektirdikleri Nelerdir?

Eşlerin evlilik birliğini anlaşmalı olarak sonlandırabilmeleri için birtakım şartların yerine getirilmiş olması zorunludur. Türk Medeni Kanununun 166. Maddesinin 3. Fıkrasında belirtilen anlaşmalı boşanma şartları şöyledir:

1-Çiftlerin evliliği anlaşmalı olarak sonlandırabilmesi için, evliliğin en az bir yıl sürmüş olması gerekmektedir. Evlilik bir yıldan az sürmüşse tarafların anlaşmalı olarak boşanmaları söz konusu değildir.

2- Anlaşmalı boşanma davalarında eşlerin mahkemeye birlikte başvurmaları ya da bir eşin, diğer eşin davasını kabul etmesi gerekmektedir. Eşlerin biri tarafından açılan boşanma davası diğer eş tarafından kabul edilmezde anlaşmalı boşanma durumu ortadan kalkmaktadır.

3-Tarafların hakim tarafından bizzat dinlenmesi, anlaşmalı boşanma davalarının bir önemli şartıdır. Hakim eşleri dinleyerek, her ikisinin de hür iradeyle boşanmayı istediklerine kanaat getirmelidir. Her iki tarafın da gerek avukatları aracılığıyla gerekse bizzat kendileri boşanma davasına katılmalı ve boşanma konusundaki isteklerini hakime açıkça dile getirmelidirler.

4-Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesinin bir başka önemli şartı ise eşlerin boşanmanın mali koşullarında ve varsa müşterek çocukların  durumuna ilişkin olarak anlaşmış sağlamış olmaları gerekmektedir. Çiftlerin aralarında sağladığı anlaşmayı hakimin uygun bulması halinde anlaşmalı boşanma gerçekleştirilebilir.

 

Anlaşmalı Boşanmanın Mali Sonuçları

Boşanma davalarının bazı mali sonuçları bulunmaktadır. Tazminat ve nafaka bu mali sonuçlardır. Boşanma davasının anlaşmalı boşanma davası olarak gerçekleştirilebilmesi için çiftlerin bu tür mali konularda anlaşmış olması şartı aranmaktadır. Öte yandan çiftlerin varsa müşterek çocuklarının velayeti konusunda da bir anlaşmaya varmış olmaları, anlaşmalı boşanma sürecini kolaylaştırmaktadır. Hükümlerin davayı gören hakim tarafından uygun bulunması halinde, çiftler anlaşmalı olarak boşanabilirler. Bu tür davalarda çiftler her ne kadar müşterek çocuklarının velayeti konusunda anlaşmış olsalar da son karar yine hakimindir. Hakim, davayı çocukların menfaatini gözeterek bir karara bağlamaktadır. Eğer hakim dava sürecinde gerekli görürse, çiftlerin aralarında sağladıkları anlaşma koşullarında çocuklarını menfaatine ilişkin bazı değişiklikler ve düzenlemeler yapabilmektedir. Böyle durumlarda anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için hakim tarafından yapılan değişiklik ve düzenlenmelerin çiftler tarafından da kabul edilmesi gerekmektedir. Bu sürecin ardından anlaşmanın koşulları protokole aktarılır ve dava karara bağlanır.

 

Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Anlaşmalı boşanma davalarının, boşanmayı karşılıklı isteyen çiftler açısından en avantajlı yanlarından biri, boşanmanın çok kısa bir süre içerisinde gerçekleştirilebilmesidir. Boşanma davalarının görevli mahkemeleri Aile Mahkemeleridir. Bu nedenle, boşanmak isteyen çiftlerin hazırladıkları boşanma dilekçesi ve anlaşma protokolüyle birlikte Aile Mahkemelerine başvurmaları gerekmektedir. Boşanmak isteyen çiftlerin ikamet ettiği yerde Aile Mahkemesi bulunmuyorsa, çiftler Asliye Hukuk Mahkemelerine başvuruda bulunabilirler.

Anlaşmalı olarak boşanmak isteyen çiftler, bu isteklerini yerine getirebilmek için birlikte son altı ay içerisinde ikamet ettikleri yerde bulunan Aile Mahkemesine başvurmalıdırlar. Eğer eşler 6 aydan daha uzun bir süredir ayrı yerlerde ikamet ediyorlarsa, davalının bulunduğu yerdeki mahkemeye başvurmak gerekmektedir.

 

Anlaşmalı Boşanma Dilekçesi ve Boşanma Protokolü

Her dava türünde olduğu gibi anlaşmalı boşanma davalarının da önkoşulu bir dava dilekçesinin hazırlanmasıdır. Çekişmeli ya da anlaşmalı fark etmeksizin boşanma süreci her iki taraf için de yıpratıcı bir süreç olabilmektedir. Bu yıpranma payını minimize etmek adına dava dilekçesinin ve anlaşma protokolünün oldukça özenli bir şekilde hazırlanması büyük önem taşımaktadır. İşte bu nedenle anlaşmalı boşanma dilekçesi hazırlarken dikkat edilmesi gereken hususların altını da çizmek gerekir.

Anlaşmalı boşanma davası dilekçelerini bireylerin kendilerinin hazırlamaması daha sağlıklı olacaktır. Dilekçe bir boşanma avukatının desteğiyle hazırlanmalıdır. Boşanma sebepleri, bu sebeplere neden olan gelişmeler boşanma dilekçesinde açıkça belirtilmeli, kişilerin bilgileri eksiksiz şekilde dilekçede yer almalıdır. Her boşanmanın dinamikleri farklı olduğundan, her boşanma dilekçesi de kişilere özel olarak hazırlanmalıdır.

Anlaşmalı boşanmalarda öne çıkan konulardan biri diğeri de boşanma protokolünün hazırlanmasıdır. Anlaşmalı boşanma protokolünde, varsa müşterek çocuğun velayetini kimin alacağı, diğer ebeveynin çocuğu ne kadar sıkla göreceği, evlilik birliği içerisindeyken edinilen malların nasıl paylaşılacağı, tazminat ve nafaka istenip istenmediği ve tutarları madde madde belirtilmelidir. Anlaşmalı boşanma protokolünde yapılan hatalar veya eksik bırakılan konular nedeniyle hakim çiftlerin boşanmasını reddedebilir veya boşanma davasını erteleyebilir.

 

Alacak Davası Nasıl Açılır?

alacak davası nasıl açılır

Modern dünyanın en önemli dava konuları arasında alacak davaları yer almaktadır. Sanayinin geldiği boyut ve ticaretin globalleşmesi, biçimlerinin değişmesi, değişen ekonomik koşullar karşılıklı alacak davalarının da her geçen gün artmasına neden olmaktadır. Söz konusu ticaret olunca sürece dahil olan sözleşmeler, resmi evraklar, çek ve senet gibi ödeme türleri, borçların ödenmemesi gibi hususlar da devreye girebilmekte ve bu hususlar alacak davalarının açılmasına sebep olmaktadır.

Alacak davası, alacağını borçludan hukuki yollarla alabilmek adına tercih edilmiş bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Alacak davalarında mahkeme tarafından tespit ve icra emri kararı verilebilmektedir. Peki, alacak davası nasıl ve hangi durumlarda açılabilir? İşte günümüzün en sık görülen dava türlerinden biri olan alacak davalarına ilişkin merak edilenler…

 

Alacak Davalarında Borca Konu Olan Koşullar

Bugün ticaretin boyutunun değişmesi ve çeşitli biçimlerinin bulunması, ödeme seçeneklerinin farklılaşması ve hatta artık ticaretin de, ödeme yöntemlerinin de giderek dijitalleşmesi alacak davalarına da farklı boyutlar getirmiş ve alacak davası çeşitlerini artırmıştır. Geniş bir konu kapsamı olması sebebiyle alacak davalarının da çok çeşitli konuları ve sebepleri bulunmaktadır. Günümüz alacak davalarında alacaklılar ve borçlular için 4 ana konu söz konusudur. Hem alacaklılar hem de borçlular için söz konusu olan durumlar şunlardır:

*Sözleşme

*Haksız fiil

*Sebepsiz zenginleşme

*Vekaletsiz iş görme

Alacak davalarında öne çıkan,  bu 4 ana konu, kişiler arasındaki borç ilişkisini meydana getiren konulardır ve borçlanan şahıslar, temerrüde düşürmeden borçlarını ödemek zorundadırlar. Eğer borçlu kişiler, borçlarını zamanında ödemezlerse, alacaklı olan kişiler alacak davası için yetkili mercilere başvuruda bulunabilirler.

Alacak davalarında davanın açılabileceği yetkili mahkemeler, borca konu olan sözleşmenin türüne ve niteliğine göre belirlenmektedir. Örnek vermek gerekirse, eğer kira sözleşmesinden kaynaklı bir borçlanma söz konusuysa, alacaklı kişi alacak davası için Sulh Hukuk Mahkemesine başvurmalıdır. Yapılan iş sözleşmelerinden kaynaklanan bir borçlanma durumu söz konusu olduğunda ise alacak davası için başvurulacak yetki merci İş Mahkemeleridir.

Alacak davalarında, başvuruda bulunulan mahkeme dava süreci sonunda alacaklının haklı olduğuna karar verirse alacağın ödenmesine, ödenme biçimine ve ödenme süresine de karar verebilir ve bu kararı söyler. Bunun üzerine alacaklı olan kişiler, borçlu olan kişilere yönelik ilamlı icra takibi başlatabilmektedirler.

Peki, her alacaklı-borçlu ilişkisi sürecinde alacak davası açılabilir mi? Alacaklının borçlu olan kişiye dava açabilmesi için oluşması gereken birtakım durumlar söz konusudur. Bu durumlar şunlardır:

*Alacağın muaccel olması, daha açık bir ifadeyle alacağın borçludan istenebilir durumda olması gerekmektedir.

*Borçlunun borcunun ödemesi gerektiği tarihte ödememesi, ödeme gününü geçirmiş olması gerekmektedir.

*Borçlunun borcunu ödememiş olması gerekmektedir.

*Alacaklıların net bir şekilde belirtilmiş olması gerekmektedir.

 

Alacağın net olmadığı durumlarda Belirsiz Alacak Davası gündeme gelmektedir.

 

Belirsiz Alacak Davası

Alacak davalarına konu olan alacak türü para ise, davacı talebini başvurusunda açıkça belirmelidir. Aksi takdirde hakim talebinden daha azının ya da daha fazlasının ödenmesine hükmedebilir. Öte yandan bazı alacak davalarında davacının bu talebi belirlemesi kolay değildir. Örneğin manevi ya da haksız fiil nedeniyle açılan tazminat davalarında davacı talebini belirleyemeyebilir. İşte bu tür durumlarda da Belirsiz Alacak Davası gündeme gelmektedir.

Belirsiz alacak davaları için alacaklının daha lehine bir dava türü olduğunu söylemek mümkündür. Zira belirsiz alacak davası açıldığı an itibariyle zaman aşımı durumu ortadan kalkmaktadır bu da alacaklı için avantaj sağlayan bir durumdur.

 

Alacak Davası Dilekçesi

Açılacak olan her türlü davada olduğu gibi alacak davasında da başvuru için bir dilekçe hazırlamak gerekmektedir. Alacak davası dilekçelerinin de olmazsa olmazları bulunmaktadır.

Öncelikle alacak davası dilekçesinde davaya konu olan borç ve bu borcun nasıl geliştiğine dair tüm süreç açıkça belirtilmelidir. Borcun gelişmesine ilişkin kanıtlar alacak davası dilekçesinde yer almalıdır. Aksi bir durumda hak kaybı söz konusu olabilmektedir.

 

Borcun Tahsil Edilmesi ve Zaman Aşımı

Alacak davası denildiğinde akla zaman aşımı durumu da getirilmelidir. Dava sonucunda alacağın zaman aşımına uğramadan alacaklı tarafından tahsil edilmesi son derece önemlidir. 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe giren Borçlar Kanununa göre, borcun niteliğine göre dava zaman aşımına uğrayabilmektedir. 1 yıl, 3 yık hatta 10 yıla kadar borç tahsil edilmezse zaman aşımı söz konusu olabilmektedir.