İşçi Hakları Konusunda Uzman Avukat

Sizde iş davalarında uzman bir avukat arıyorsanız doğru yerdesiniz. İş ve iş hukuku davalarındak sorularınız için aşağıdaki formu doldurun yanıtlayalım veya hemen bizi arayın.

 

 

Tek Celsede Nasıl Boşanılır?

Evlilik birlikteliği devam edemeyen çiftler genelde dava açtırmak istediklerinde; boşanma sürecinin nasıl ilerleyeceği ve nelerin kaybedileceği hususlar önemli olabilmektedir. Boşanmada şayet evlilik birliğinin devam edemeyeceğine kanaat getirirse yüksek mahkeme, boşanma süreci erken sonuçlanır. Özellikle bu gibi sonuçlar anlaşmalı boşanma davalarında meydana gelebilmektedir. Çekişmeli olan davalarda ise(Tek tarafın boşanmak istememesi ve diretmesi durumunda) mahkeme kararı birlikteliğin bir müddet daha sürmesine yönelik olabilmektedir. Bu kapsamda sürecin uzaması muhtemel olmaktadır.

Devamını Oku

Çekişmeli Boşanma Davasının Anlaşmalıda Karar Kılınması

Çekişmeli boşanma davaları genelde yüksek mahkemece yada karşılık iki tarafın hür iradesine göre anlaşmalı davaya karar verebilmeleri muhtemel olmaktadır. Davanın seyri ve karşılıklı yaşanan durumlar dava üzerinde verilecek kararları etkilerken, tarafların süreci neticeye ulaştırmak istemesiyle boşanma davası anlaşma sağlanarak devam edebilmektedir. Aile mahkemesine sunmak zorunda oldukları protokol hazırlanmalıdır..

 

Aile mahkemesine gelen boşanma davalarının genelinde(çekişmeli boşanma davalarında); Psikolojik ve fiziksel şiddet görme, aldatma, hakaret gibi nedenlere dayanmaktadır. Çekişmeli başlanan bu dava sürecinde herhangi bir sonuç alınıncaya yada tarafların bu süreçte yıpranıp karar değiştirmesi durumunda anlaşma sağlanarak nihai süreç sonuçlanabilmektedir.

 

Çekişmeli Boşanma Davası Sürecinde Hangi Zorluklar Yer Alır?

Çekişmeli boşanma davası sürecinde genelde maddi ve manevi yıpranmalar söz konusu olabilmektedir. Manevi bağlamda; karşılıklı ilişki daha da zarar görür, tarafların kararları öfke etkenine bağlı devam edebilir. Maddi bağlamda ise; Paylaşılamayan mal ve mülklerin karar neticesinde tek bir tarafa büyük çoğunluğu ile bırakılma durumu söz konusu olabilmektedir. Bu durum taraflardan birini büyük ölçüde etkileyebilmektedir. Öte yandan uzun süre devam edecek mahkeme için maddi yıpranma durumları kuvvetli muhtemel olmaktadır. Ayrıca mahkemenin karar vermesi durumunda cezai işlem de uygulanabilmektedir. Ceza mahkemesine kadar uzanan bu süreçte eşe koruma kararı çıkması yada ceza davası açılması durumunda söz konusu cezai işlemler uygulanabilmektedir. Taraflardan herhangi birinin; psikolojik ve fiziksel şiddet uygulama, aldatma, hakaret gibi eylemleri sonucunda mahkeme bu tarafı kusurlu görmektedir. Alınacak kararlar genelde kusurlu tarafın aleyhine süreç halinde ilerlemektedir.

 

Bu davaların risklerinin ve yıpratıcı yoruculuğunun farkında olan taraflar çekişmeli boşanma davasını anlaşmalı hale getirebilmek için aile mahkemesi protokol ile imza bırakması gerekir.

 

Çekişmeli Boşanmada Talep Edilenler Nelerdir?

Boşanma davasında kusurlu olmayan eşin aile mahkemesi; boşanmayı istemesine, maddi tazminat ve manevi tazminat isteklerine razı gelmektedir. Kusurlu tarafın aleyhine uygulanacak bu yaptırımların dışında yukarıda belirtilen ceza mahkemesi yaptırımları da meydana gelebilmektedir.

 

Genel olarak çekişmeli boşanma sürecinde her iki tarafın da talepleri;

 

* Mahkemece haklı tarafın(Boşanmayı isteyen taraf olması durumunda): Maddi ve manevi tazminat talebi bulunur.

 

* Mahkemece haklı tarafın(Boşanmak istemeyen taraf olması): Boşanmak istemeyip süreci uzatma talebi bulunur.

 

* Mahkemenin kusurlu gördüğü tarafın talebi ise; Boşanma sürecini yokuşa sürmek yada maddi ve manevi tazminata karşı çıkarak direnmek gibi durumları söz konusu olabilmektedir. Bu tarafın ise talepleri bu şekilde yer alabilmektedir.

 

şeklinde benzer talepler olarak yer almaktadır. Taleplerin değerlendirme sürecinde de mahkemeye başvuran taraflar hakim tarafından dinlenmektedir. Haklı ve haksız tarafın talepleri değerlendirme sürecinde haklı tarafın talebi esas alınır.

 

Çekişmeli Boşanmanın Anlaşmalı Boşanmaya Dönüşmesi

Çekişmeli boşanma sürecini nihayete erdirmek isteyen tarafların kendi aralarında anlaşmaları durumunda aile mahkemesine protokol imzası için başvurmaları gerekmektedir. Bunun dışında kendi arasında anlaşmayı varması durumunda; Maddi ve manevi anlamda paylaşılamayan bir şeylerin kalmaması gerekmektedir. Mahkemede hukuki boyutlarda anlaşma sağlanması durumunda netice sağlanır. Hakim karşılıklı diyalog halinde tarafların kararında kesin olduğu düşüncesine vardığı zaman çekişmeli boşanmayı anlaşmalı boşanmaya dönüştürmektedir.

 

Anlaşmalı Boşanmak İçinse Şartlar Nelerdir?

Anlaşmalı boşanmak için bazı şartlar hukuki bağlamda net çizgide yer almaktadır. İlk şart olarak görülen anlaşmalı boşanmada 1 yıl evli kalma durumu bulunmaktadır. 1 yıllık evli kalma durumunu yerine getirmeyen taraflar için mahkeme uzatılır. Diğer yandan tarafların anlaşmalı boşanmak için; mal ve mülk paylaşımı, velayet ve nafaka gibi hukuki işlemler içinse anlaşmaya halihazırda varmış olmaları gerekme şartı bulunur.

Anlaşmalı boşanmak isteyen tarafların aile mahkemesine başvurusu sonrası duruşma günü alınır. Duruşma gününde ise boşanma şartlarını sağlayan ve hakimin kararı neticesinde tarafların boşanma işlemi ilk celsede sonuçlanabilmektedir.

 

Anlaşmalı Boşanma Davasından Vazgeçme

Anlaşmalı boşanma davasından vazgeçmek için iki farklı durumlar olabilmektedir. Genel sebeple boşanma davasından vazgeçmek yada dava sürecinde meydana gelen sebeplerle boşanma davasında vazgeçme gibi. Yargıtayın kararı ise bu bağlamda tarafların iradesi ve kararlarında netlik kazanması durumunda neticelenir. Aksi taktirde süreçte zorluklar yaşanabilmektedir.

 

Yargıtayın Çekişmeli Boşanmadan Anlaşmalı Boşanmaya Dönüşen Davalar Hakkındaki Değerlendirmesi

Öncelikle yargıtayın kararlarının hangi unsurların dikkati neticesinde ortaya çıktığına dikkat edelim.

 

  1. Yargıtay kararlarını her iki tarafın iradesine yönelik cevaplarını dinleyerek, denetlemesi durumunda kararı belirler.

 

  1. Evlilik birliğinin devam etme ihtimalini göz önünde bulundurarak kararı belirler.

 

  1. Davanın seyrini ilgilendiren sebebin önemi denetlenir. Evlilik birliğini etkilemeyecek kanaatinde olduğu sebepler için kararı duruma göre belirler.

 

Yargıtayın çekişmeli boşanma davasında anlaşmalı boşanma davasına dönüşen davalar için kararları yukarıda esas alınan değerlendirmeler sonucunda neticeye ulaşabilmektedir. Bu değerlendirmelerin yanında farklı durumların da kontrolü sağlanarak kararları neticelenir. Bu durumlar ise; çocuk olması, eşin hamile olması ya da hasta olması gibi durumlar göz önünde bulundurulur. Bu durumları ilişkin bilgiler elde edildiğinde yargıtay kararı yer alır.

 

Çekişmeli Boşanmanın Anlaşmalı Boşanmaya Çevrilmesi İle Duruşmayı Erken Neticelendirmek

Çekişmeli boşanmanın anlaşmalı boşanmaya çevrilmesi ile sürecin yükü hafiflemiş olacaktır. Bu süreçte vekil olan avukatların vekaleti üzerine hakim kararı alınabilir. Ancak bu hüküm sürecinden önce tarafların mahkemede bulunmaları gerekebilmektedir. Duruşmanın anlaşmaya varılması durumunda erken neticelenmesi için hakimin tarafları dinlemesi gerekebilmektedir. İradelerinin hür olduğuna kanaat getirmesi durumunda sonuç neticeye ulaşır. Tarafların varsa çekişmeli boşanma sürecinde taraflara ters düşen taleplerden feragat etmesi gerekebilmektedir. Bu gibi durumların incelenmesi durumunda sonuç kararı alınır.

 

Öte yandan feragat edilmeyen talepler içinse boşanma protokolü geçersizlik kazanır ve çekişmeli boşanma süreci devam edebilir. Bu gibi durumların yaşanmaması adına hakimin tarafları dinlemek için anlaşmalı karara bile bağlansa tarafları dinlemesi gerekebilmektedir. Duruşma için taraflar da mahkemeye gelmelidir. Koşulların sağlanması durumunda hakim kararı neticeye varır.

Boşanmayla ilgili işlemleriniz için Boşanma Avukatı sayfamızı ziyaret edin.

Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Olur?

Mahkeme kararı ile evliliğin sonlandırılmasını müteakip açılabilen mal paylaşımı davaları, evlilik süresince edinilmiş olan malların boşanmış eşler arasında eşit bir oranda pay edilmesi amacıyla açılmaktadır. Boşanma davalarının bitmesinden sonra açılabilmesi mümkün olan mal paylaşımı davalarının boşanma davaları ile aynı zamanda açılması durumunda, boşanma davasının sonuçlanması beklenmektedir. Yani, mal paylaşımı davaları ancak boşanma kararı kesinleştikten sonra görülebilmektedir.

Mal paylaşımı ile ilgili kuralların yer aldığı medeni kanunun yürürlüğe giriş tarihi 01.01. 2002 tarihidir. Bu tarihten önceki döneme tabi olan kurallar ile sonrasındaki sürede gerçekleşen boşanmalardaki mal paylaşım usulleri birbirinden farklıdır. Birinci dönem olarak kabul edilen 2002 tarihinden öncesinde edinilmiş olan mallar kimin üzerine kayıtlıysa mal o kişiye ait sayılır.

Devamını Oku

En Hızlı ve En Kolay Nasıl Boşanılır?

Evli çiftlerden herhangi biri tarafından evlilik birliğinin sonlandırılması amacıyla açılan boşanma davaları, uzun sürdüğü takdirde hem evli çiftleri, hem yakın aile fertlerini yıpratan süreçler yaşanmasına sebep olmaktadır. Uzun süren boşanma süreçleri özellikle çiftlerin ortak çocukları üzerinde önemli baskılar oluşturarak psikolojik rahatsızlıkların oluşumuna temel teşkil etmektedir.

Her bir aşaması yıpratıcı süreçleri kapsayan çekişmeli davalar boşanmayı zorlaştırdığı gibi, eşlerin her birinin yaşamını yeniden kurabilmesini de zorlaştırarak toplumsal yaraların açılmasına sebep olmaktadır.

Devamını Oku

Boşanmada Kadının Hakları Nelerdir?

Boşanma davaları evlilik birliğinin bozulması sonucunda çiftlerin evlilik birliğini sonlandırmak üzere yaptığı başvurular sonucunda görülmektedir. Boşanma davaları anlaşmalı veya çekişmeli olarak yapılabilmekte, dava süreçleri sonrasında kanunun öngördüğü çerçeveler içerisinde nafaka ve velayet kararları verilmektedir. Oldukça zorlu süreçler barındıran boşanma davaları, bazı hallerde her iki taraf için de önemli hak kayıplarıyla sonuçlanabilmekte, telafisi mümkün olmayan mağduriyetler yaşanabilmektedir. Özellikle kadın açısından oldukça zorlu geçen mahkeme süreçleri, haklarını bilmeyen kadınlar açısından çok daha önemli sonuçlar doğurabilmektedir.

Boşanma davaları mal paylaşımı, nafaka, velayet ve tazminat taleplerinin de yer aldığı içeriklere sahip bulunmaktadır. Özellikle mal paylaşımı ve velayet konularında yasal hakların korunması ancak kişinin haklarını bilmesi ve sahip çıkmasıyla mümkün olabilmektedir.

 

Kadınlar Boşamalarda Ne Tür Haklara Sahiptir?

Boşanma süreçleri, boşanma öncesi hazırlık, boşanma süreci ve sonrası olmak üzere 3 aşamalıdır. Boşanma öncesi kadının hangi haklara sahip olduğunun bilincinde olması halinde, dava süreçlerinde herhangi bir olumsuzluk yaşaması olanaklı değildir. Bu sebeple dava hazırlıklarının medeni hukuk konusunda yetkin bir avukat veya hukuk bürosu tarafından yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Zira mahkemeden çıkacak kararlar, telafi edilmesi mümkün olmayan sonuçların ortaya çıkmasına sebep olabilmektedir.

Boşanma sonuçlandığında eşler sadece yaşamlarını değil, maddi ve manevi varlıklarını da birbirinden ayırırlar. Asıl zor süreç de burada başlar. Boşanmanın sonuçlarından biri de, çocukların velayetlerinin kime verileceği, velayet alamayan eşin çocuğunu hangi şartlarda ve sürelerde görebileceği, yoksulluk nafakası ödenip ödenmeyeceği, ödenecekse ne miktarda ödenmesi gerektiği, maddi veya manevi tazminat kararı verilip verilmeyeceği boşanma davalarının ana iskeletini oluşturmaktadır.

Tüm bu konularla sürdürülen mahkeme süreçlerinde ortaya çıkabilecek her türlü sonuçta kadının hakları korunmakta, mümkün olan en üst seviyede mağduriyetinin önüne geçilmektedir. Yasa koyucu aile birliğinin temelini kadının oluşturduğunun bilinciyle kadının haklarını son derece dikkatli bir şekilde gözetmektedir. Ancak, dava süreçlerinin hukuki destek alınmadan yürütülmesi halinde kadınların önemli hak kayıplarına uğradığı da bilinen bir gerçektir.

Boşanmaların sosyal sonuçları olduğu gibi, ekonomik sonuçları da vardır. Bu açıdan incelendiğinde boşanma sonucu kadının hakları,

  • Maddi ve manevi tazminat
  • Velayet
  • Nafaka
  • Mal paylaşımı şeklindedir.

Nafaka açısından incelendiğinde ise yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası adı altında iki çeşit nafaka türü mevcuttur.

Yoksulluk nafakası: yoksulluk nafakası boşanma sonucunda eşlerden birinin yoksulluğa düşeceği kanaati oluştuğunda ve nafaka verilecek eşin ağır kusuru olmaması şartına dayalı olarak verilen bir nafakadır. Bu tür durumlarda kadının eşten maddi destek almak hakkı mevcuttur.

İştirak nafakası: bu tür nafakalar, çocukların velayetini alan tarafın, çocukların bakımı ve giderlerinin karşılaması adına karşı taraftan talep ettiği bir nafaka türüdür. Özellikle anne bakımına muhtaç olan yaşlardaki çocukların velayeti anneye verilmekte, birçok boşanma vakasında iştirak nafakası talebi karşılanmaktadır.

 

Boşanma Davalarında Kadının Hakları Nasıl Koruma Altına Alınır?

Boşanma davalarında eşlerin boşanma sonrası yaşamları şekillendirilmekte, sonraki yaşamlarını hangi şartlarda sürdürecekleri belirlenmektedir. Boşanma sürecinde kadının haklarını alabilmesi de bazı şartların yerine getirilmesiyle mümkün olmaktadır. Örneğin velayet davalarından dikkat edilen en önemli husus, çocuğa anne tarafından bakılması halinde menfaatlerinin korunacağına kanaat getirmesi gerekir. Annenin bu vasıflara haiz olmaması durumunda kadının bu haktan yararlanabilmesi zorlaşmaktadır. Kadın bunu bilmeli yaşamını buna göre planlamalıdır. Aksi takdirde ebeveyn takdirinde baba yönü ağır basacaktır.

Tazminat ve nafaka taleplerinde de durum benzerdir. Boşanma sürecinde eski eşten tazminat talebinde bulunulabilmesi için, kadının boşanmaya sebep olan olaylarda eşine göre daha az kusurlu olabilmesidir. Örneğin; sorumsuz bir anne olduğu ve evlilik birliğinin bozulmasında kadının kusurlu olduğu ortaya çıkar ve delilerle ispat edilirse, tazminata ve nafakaya hükmedilmesi oldukça zordur. Manevi tazminat taleplerinde ise, kadın kişilik haklarının zedelenmiş olması halinde bu tür tazminatları almaya hak kazanabilmektedir. Manevi tazminat eşin aldatması sebebiyle isteniyorsa, kadının aldatmada adı geçen kişiye karşı da manevi tazminat davası açma hakkı mevcuttur. Ancak manevi tazminatın 3. Kişiden alınabilmesi için aldatma olayındaki kişinin bireyin evli olduğunu bildiğinin ispatlanması gerekir. Aksi takdirde aldatma iddiasıyla ilgili tazminat talepleri karşılanmaz.

Aldatma olayının bir diğer yönü de, aldatanın kadın olması halinde tazminat taleplerine nasıl karar verileceğidir. Kadının aldatması halinde evlilik birliğinin bozulmasında kadının daha fazla kusuru bulunması sebebiyle nafaka ve tazminat alabilmesi mümkün değildir. Ancak çocuğun velayetinin aldatan anneye verilmiş olması halinde iştirak nafakası talepleri yerine getirilebilmektedir. Bir diğer husus da, kadının aldattığının ispatlanması halinde mağdur olan erkek, kadın aleyhine tazminat talebinde bulunabilmektedir.

Özellikle çekişmeli boşanma davaları her yönüyle oldukça zor süreçlerin yaşandığı davalardır. Tarafları maddi manevi yıpratmasının yanı sıra, hukuki olarak da zor davalardır. Bu sebeple boşanma davaları öncesinde medeni kanun ve aile hukuku konusunda uzman bir avukattan destek talep edilmesi en akılcı yol olacaktır. Böylece kanun tarafından kadına verilmiş tüm hakların elde edilmesi mümkün olabilmektedir.

İşten Çıkarılma Tazminatı Alma Şartları Nelerdir?

Tazminat, genel anlamıyla herhangi bir fiil veya haksız yapılan bir işlem sonrasında fiilden veya işlemden zarar gören kişinin zararlarının ödenmesi anlamına gelmektedir. Toplum yaşamını koruma altına alan yasalar, herhangi bir sebebe dayanmaksızın işlerinden çıkarılan kişilerin hangi şartlarda ne tür tazminatlar alacağını da belirlemiş bulunmaktadır.  Buna göre, haklı gerekçelerle kendi isteğiyle işten ayrılan veya işverenin geçerli bir sebep ortaya koymadan işten çıkardığı kişiler,

  • Kıdem tazminatı
  • İhbar tazminatı
  • Yıllık izin ücretleri
  • Fazla mesai
  • Hafta sonu ve resmi tatil ücretlerini almaya hak kazanmaktadır.

Kıdem tazminatının işten çıkan veya çıkarılan işçiye ödenebilmesi için, kişinin bazı şartları yerine getirmiş olması gerekir. Akdi takdirde tazminat hakkından yararlanabilmesi mümkün değildir.

Bazı durumlarda işveren işten çıkardığı işçi ile karşılıklı anlaşma yoluna giderek ortak bir noktada buluşmak adına ikale sözleşmesi yaparak sorunun çözülmesini talep edebilmektedir. Ancak bu tür sözleşmeler her iki tarafında kabulünü gerektiren bir durumdur.

 

Kıdem Tazminatı Nedir?

Kıdem tazminatı gerek haklı gerekçelere dayalı olarak işi bırakan, gerekse işveren tarafından hiçbir haklı gerekçe olmadan işten çıkarılan işçilere ödenmesi zorunlu olan bir tazminat türüdür. Yasanın tanımış olduğu haklar dışında kendiliğinden işi bırakan işçiye tazminat ödenmez. Kıdem tazminatı uygulaması işçilerin sebepsiz yere işten çıkarılmalarının önünde bir engel olduğu gibi, emeklilik dönemleri için de önemli bir birikim olarak görülmektedir.

Kıdem tazminatının ödenmesini zorunlu kılan durumların oluşması durumunda işçiye çalışılan her yıl için 30 günlük brüt ücret tutarında kıdem tazminatı ödenmektedir. Bir yıldan artan süreler de oranlanmak suretiyle tazminat tutarına eklenmektedir. Kıdem tazminatlarının hesaplaması yapılırken işçiye ödenmesi gereken maaş tutarının yanı sıra, para veya para ile ölçülebilen yol ve yemek parası, ikramiye ödemeleri vb. gibi menfaatlerin brüt tutarları göz önüne alınmaktadır.

Kıdem tazminatı alabilme koşullarından biri de, iş yerinin farklı bir yere taşınması, çalışma koşullarındaki değişiklikler, iş sözleşmesi hükümlerinde değişiklik yapılması, işyeri uygulamalarında farklılıklardır. Bu tür konular işçi işveren ilişkilerini düzenleyen iş sözleşmeleriyle düzenlenmekte olup, yazılı olan şartlara aykırılık oluşturan tüm oluşumlar, işverenin işçiye tazminatını ödemesini gerektirmektedir. Çalışma koşulları veya işyeri değişiklikleri ile ilgili değişiklik yapmak isteyen işverenler bu durumu yazılı olmak kaydıyla bildirmek ve bu konuda işçinin onayını almakla yükümlüdür. İşçinin sunulan şartları 6 gün içerisinde kabul etmemesi halinde, yapılacak değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçinin bu davranışına bağlı olarak iş akdinin feshedilmesi halinde kıdem tazminatı konusundaki yükümlülükler yerine getirilmelidir.

 

İşten Çıkarılma Tazminatını Alabilmek İçin Gereken Koşullar

Çalışanlara işten çıkarılma sonucunda hangi şartlarda kıdem tazminatı ödenmesi gerektiği 1475 sayılı kanunun 14 maddesinde belirtilmiş bulunmaktadır. Buna göre işten çıkarılan bir işçinin kıdem tazminatına hak kazanabilmesi için,

  • İş yerinde 1 yıldan az olmamak kaydıyla çalışıyor olmak,
  • İyi niyet ve ahlak kurallarına aykırı davranışlarda bulunmamak
  • Askerlik görevi sebebiyle ayrılmak
  • Evlilik gerekçesi ile ayrılık ( kadınlar için geçerlidir)
  • Emeklilik hakkının elde edilmesi sebebiyle işten ayrılma durumunda kıdem tazminatı almaya hak kazanabilmektedir.

İşçinin kendi isteğiyle yani istifa ederek işten ayrılması halinde kıdem tazminatı ödenmez. Ancak yasanın tanıdığı bazı istisna hallerde tazminatın ödenmesi zorunludur. Askerlik, emeklilik süresinin dolması, sağlık problemleri dolayısıyla iş göremezlik durumunun belgelenmesi veya işverenin genel ahlak kuralları ve iyi niyete aykırı davranışlarda bulunduğunun kanıtlanması halinde kendi isteğiyle ayrılsa bile tazminata hak kazanmaktadır.

 

İşten Çıkarılan İşçinin İşverenden Alacağı Haklar

İşveren ile işçi arasında karşılıklı olarak imzalanmış olan bir ikale sözleşmesi mevcutsa, işsizlik maaş ödeneğinin toplamını işverenden alabilmektedir. Ayrıca işten çıkarıldıktan sonraki dönemde yen bir iş bulması için geçmesi muhtemel 2-3 ayın maaş ödemesini talep edebilmektedir. İşveren tarafından haklı hiçbir gerekçeye dayanmayan işte çıkarmalarda ise, kıdem tazminatı ve yasayla belirlenmiş olan tüm tazminatların ödenmesi zorunludur. Tüm bunların dışında işçi işe iade davası açmak kaydıyla haksız bir şekilde kaybettiği işine geri dönebilme imkânına sahip bulunmaktadır.

İşe iade davasını işçinin kazanması, ancak işveren tarafından kabul görmediği hallerde, işveren mahkemenin belirleyeceği tutardaki tazminatı işçiye ödemekle yükümlüdür. Haksız olarak işten çıkarılan işçinin sağlık yardımlarından yararlanması için de belirli süreler kanunla net bir şekilde belirtilmiş bulunmaktadır. Buna göre, işçi işten çıkarıldığı tarihten önce 90 gün pirim ödemişse, 100 gün sağlık hizmetlerinden yararlanabilmekte, 90 gün pirim ödemesi bulunmayan işçiler ise sadece 10 gün sağlık hizmetlerinden yararlanabilmektedir.

İşten çıkarılan işçinin haklarından biri de, işsizlik ödeneğidir. Kusuru olmadan işten çıkarılan ve son 3 sene içerisinde 600 gün sigorta primi ödemesi olan bir kişi, son 4 aydaki ortalama brüt kazancının % 40’ı kadar işsizlik ödeneği almak suretiyle yeni bir işe bulana dek yaşamını idame ettirebilmektedir. İş hukuku davaları oldukça karmaşık süreçlerden oluşan ve dikkatle sürdürülmesi gereken davalardır. Bu sebeple bu tür davaların açılması ve yürütülmesi konusunda şiş hukuku konusunda yetkin bir avukat veya hukuk bürosundan destek alınması gereklidir.

Sizde iş tazminatı hakkında detaylı bilgiyi almak için İş Hukuku Avukatı sayfamızı ziyaret edin ya da hemen bizi Arayın.

Maaşını Alamayan İşçi Nereye Başvurmalı?

Çalışma yaşamını düzenleyen iş kanunu, işçi işveren arasında yaşanabilecek her türlü anlaşmazlığın çözümünü sağlamak adına düzenlenmiş bulunmaktadır. İş hayatında en sık karşılaşılan sorunlardan biri de ücretlerin süreklilik arz edecek şekilde geç ödenmesi veya ödenmemesi sebebiyle çalışanların mağduriyet yaşamalarıdır. Bu tür durumlar iş kanununun 24 maddesinde ahlak ve iyi niyet kuralarına aykırılık teşkil eden hallerin düzenlendiği fıkrada, işçi ücretlerinin ödenmemesini haklı fesih sebepleri arasında saymaktadır.

Devamını Oku

Tazminat Nedir?

Tazminat nedir dersiniz, Maddi ve manevi tazminat olarak iki başlık altında incelenen tazminat, kişi, kurum ve kuruluşların hukuka aykırı bir şekilde yapılan eylem veya işlemler sebebiyle gördükleri zararların telafi edilmesidir.

Maddi tazminatlarda kişilerin haksız eylemin oluşturduğu etki sebebiyle malvarlığında meydana gelen zararların giderilmesi söz konusu edilirken, manevi tazminat davalarında yine aynı hukuksuz işlem veya fiil sebebiyle bireyin üzüntü, keder ve yıpranma sebebiyle yaşamış olduğu manevi zararların telafisi amaçlanmaktadır. Maddi ve manevi tazminatın sağlanması adına açılan davalar ayrı ayrı açılabildiği gibi birlikte de açılabilmektedir.

Devamını Oku

Nafakanın Uyarlanması Davası

Evlilik birliğinin bozulması sonrasında bazı hallerde mahkemelerce verilen nafaka ödeme kararı, ilerleyen süreçlerde nafakanın artırılması veya azaltılması gibi taleplerle yeniden görülebilmektedir. Bu yönde açılan davalar genellikle, nafaka ödemekle yükümlü olan tarafın veya alacaklısının ekonomik durumlarında değişiklik olması halinde açılmaktadır. Bu tür davalar, nafakanın uyarlanması olarak adlandırılır. Uyarlama davalarının mahkeme tarafından kabul görmesi için, yasal düzenlemelere göre iradın artırılması veya azaltılması, tarafların mali durumlarının değişmiş olmasıyla mümkün olmakta ve hakkaniyetin bu değişimi gerektirmesi göz önünde bulundurulur.

Nafaka miktarı tarafların birbirleriyle yaptıkları sözleşme şartlarına dayanmakla birlikte, şartların oluşması durumunda artırılabilir veya eksiltilebilir. Kanunun bu tür durumlardaki temel düşüncesi, nafaka ödemesi bir protokolle karara bağlanmış olan nafaka borçlusu kişinin, sosyal ve ekonomik durumunun bu özel statüyü koruyacak seviyeden daha aşağı düşmediği veya hakkaniyet ilkesinin bunu gerektirmediği sürece sarsılıp boşa çıkarılmaması gerektiğidir. Fakat mahkeme tarafından ödenmesine karar verilen nafaka miktarının dava sonuçlanmasının hemen ardından indirilmesi talepleri de, karar veren mahkeme heyeti tarafından hakkın kötüye kullanımı olarak da değerlendirilebilir.

Ayrıca ne şart altında olursa olsun boşanmayı sağlayabilmek adına, bilinçli olarak ekonomik gücünün üzerindeki miktarlarda nafakayı protokol yaparak üstlenen kişinin, kısa süre sonra nafakanın azaltılması yönünde talepte bulunması da hoş karşılanmaz. Bu tür talepler mahkeme tarafından iyi niyet- dürüstlük ve doğruluk ilkelerinin hiçe sayılması olarak algılanır. Çünkü kişinin kendi kusuru veya basiretsizliği ile kendi ekonomik koşullarını zorlayan tarafın Medeni Kanunun 2. Maddesinde yer alan ‘’ herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır, bir hakkın açıkça kötüye kullanılması hukuk düzenini korumaz’’ ilkesinden fayda sağlaması söz konusu değildir.

 

Nafaka Miktarı Nasıl Belirlenir?

Nafaka miktarının nasıl belirlenmesi gerektiği TMK (Türk Medeni Kanunu) 330. Maddesinde şu şekilde yer almaktadır.’’ Nafaka miktarı, işlerin ortak çocuklarının ihtiyaçları, ana ile babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir’’.  Nafaka miktarı belirlenirken çocuğun masrafları da göz önünde bulundurularak her ay peşin olarak ödenmesi hükme bağlanır. Hâkimin istemesi halinde nafakanın irat biçiminde ödenmesine karar verilerek, ileriki yıllarda tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına göre hangi miktarlarda ödenmesi gerektiğine de karar verebilir. Hâkim irat ( gelire göre) ödenmesi kararı verebileceği gibi, bazı hallerde nafakanın toplu olarak ödenmesine de karar verebilir.

Nafaka Artırım Oranları Nasıl Belirlenir?

Boşanma davalarında çocukların velayeti boşanan çiftlerden birine bırakıldığında, diğer eşe ödemesi için mahkeme heyeti tarafından iştirak nafakası belirlenir. Boşanmanın anlaşmalı yapılması halinde ödenecek nafaka miktarı taraflarca belirlenerek protokol altına alınır. Çekişmeli olarak sürdürülen ve dava yoluyla sonlandırılan evliliklerde ise iştirak ve yoksulluk nafakalarının hangi miktarlarda ödenmesi gerektiği hâkimin takdirindedir. Çekişmeli veya anlaşmalı olarak sonlandırılan dava sonrasında belirlenen nafaka miktarı, tarafların mali durumlarında değişiklik olduğunda veya hakkaniyet ilkesinin gereği olarak yeniden yorumlanabilir. Bu tür davalar sonucunda nafakanın artırılmasına kadar verilebildiği gibi azaltılması kararı da verilebilir. Nafaka artış oranları, anlaşmalı veya çekişmeli boşanma sonrasında mahkemenin verdiği gerekçeli karar doğrultusunda TEFE, TÜFE, DİE, altın, döviz kuru fiyat endekslerine göre oranında artırılmasına karar verebilir. Ayrıca, ödenmesi karara bağlanan nafakanın İştirak nafakasında konu edilen diğer giderler,

  • Sağlık giderleri
  • Eğitim giderleri
  • Yiyecek giderleri
  • Giyecek giderleri
  • Barınma giderleridir.

Tüm bunların dışında hâkimin takdiri doğrultusunda sosyal giderler ve farklı ihtiyaçlara yönelik giderler de iştirak nafakasına dâhil edilebilmektedir.

 

Nafakanın Ödenmemesi Halinde Ne Yapılmalıdır?

Mahkeme sonucunda belirlenen veya anlaşmalı olarak protokolde yer alan nafaka miktarının ödenmemesi halinde, cebri icra yolu ile tahsilat yapılabilir. Kanun koyucu tarafından sağlanan kolaylıklar, nafakanın kısa süre içerisinde tahsil edilebilmesine olanak sağlamaktadır. Nafaka alacaklarının icra sıra cetvelinde ilk sırada yer alması, sayesinde nafaka borçlusunun menkul veya gayrimenkulleri icra yolu ile satılarak nafaka alacaklısının ödemesinin öncelikli olarak yapılması, nafaka alacaklarının tahsili için emekli aylıklarına haciz konulabilmesi, nafaka alacaklısına sağlanan kolaylıklar arasında yer almaktadır. Nafaka borçlusunun hiçbir şekilde ödeme yapmaması durumunda ise, alacaklının şikâyetine bağlı olarak ve şartların da uygun olup olmadığı gözetilerek İcra İflas Kanununun 344. Maddesi uyarınca 3 aya kadar hapis cezası verilir.

Sizde Nafaka ve diğer konularla ilgili bilgi almak için Boşanma Avukatı sayfamızı ziyaret edin.