Boşanmada Kadının Hakları Nelerdir?

Boşanma davaları evlilik birliğinin bozulması sonucunda çiftlerin evlilik birliğini sonlandırmak üzere yaptığı başvurular sonucunda görülmektedir. Boşanma davaları anlaşmalı veya çekişmeli olarak yapılabilmekte, dava süreçleri sonrasında kanunun öngördüğü çerçeveler içerisinde nafaka ve velayet kararları verilmektedir. Oldukça zorlu süreçler barındıran boşanma davaları, bazı hallerde her iki taraf için de önemli hak kayıplarıyla sonuçlanabilmekte, telafisi mümkün olmayan mağduriyetler yaşanabilmektedir. Özellikle kadın açısından oldukça zorlu geçen mahkeme süreçleri, haklarını bilmeyen kadınlar açısından çok daha önemli sonuçlar doğurabilmektedir.

Boşanma davaları mal paylaşımı, nafaka, velayet ve tazminat taleplerinin de yer aldığı içeriklere sahip bulunmaktadır. Özellikle mal paylaşımı ve velayet konularında yasal hakların korunması ancak kişinin haklarını bilmesi ve sahip çıkmasıyla mümkün olabilmektedir.

 

Kadınlar Boşamalarda Ne Tür Haklara Sahiptir?

Boşanma süreçleri, boşanma öncesi hazırlık, boşanma süreci ve sonrası olmak üzere 3 aşamalıdır. Boşanma öncesi kadının hangi haklara sahip olduğunun bilincinde olması halinde, dava süreçlerinde herhangi bir olumsuzluk yaşaması olanaklı değildir. Bu sebeple dava hazırlıklarının medeni hukuk konusunda yetkin bir avukat veya hukuk bürosu tarafından yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Zira mahkemeden çıkacak kararlar, telafi edilmesi mümkün olmayan sonuçların ortaya çıkmasına sebep olabilmektedir.

Boşanma sonuçlandığında eşler sadece yaşamlarını değil, maddi ve manevi varlıklarını da birbirinden ayırırlar. Asıl zor süreç de burada başlar. Boşanmanın sonuçlarından biri de, çocukların velayetlerinin kime verileceği, velayet alamayan eşin çocuğunu hangi şartlarda ve sürelerde görebileceği, yoksulluk nafakası ödenip ödenmeyeceği, ödenecekse ne miktarda ödenmesi gerektiği, maddi veya manevi tazminat kararı verilip verilmeyeceği boşanma davalarının ana iskeletini oluşturmaktadır.

Tüm bu konularla sürdürülen mahkeme süreçlerinde ortaya çıkabilecek her türlü sonuçta kadının hakları korunmakta, mümkün olan en üst seviyede mağduriyetinin önüne geçilmektedir. Yasa koyucu aile birliğinin temelini kadının oluşturduğunun bilinciyle kadının haklarını son derece dikkatli bir şekilde gözetmektedir. Ancak, dava süreçlerinin hukuki destek alınmadan yürütülmesi halinde kadınların önemli hak kayıplarına uğradığı da bilinen bir gerçektir.

Boşanmaların sosyal sonuçları olduğu gibi, ekonomik sonuçları da vardır. Bu açıdan incelendiğinde boşanma sonucu kadının hakları,

  • Maddi ve manevi tazminat
  • Velayet
  • Nafaka
  • Mal paylaşımı şeklindedir.

Nafaka açısından incelendiğinde ise yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası adı altında iki çeşit nafaka türü mevcuttur.

Yoksulluk nafakası: yoksulluk nafakası boşanma sonucunda eşlerden birinin yoksulluğa düşeceği kanaati oluştuğunda ve nafaka verilecek eşin ağır kusuru olmaması şartına dayalı olarak verilen bir nafakadır. Bu tür durumlarda kadının eşten maddi destek almak hakkı mevcuttur.

İştirak nafakası: bu tür nafakalar, çocukların velayetini alan tarafın, çocukların bakımı ve giderlerinin karşılaması adına karşı taraftan talep ettiği bir nafaka türüdür. Özellikle anne bakımına muhtaç olan yaşlardaki çocukların velayeti anneye verilmekte, birçok boşanma vakasında iştirak nafakası talebi karşılanmaktadır.

 

Boşanma Davalarında Kadının Hakları Nasıl Koruma Altına Alınır?

Boşanma davalarında eşlerin boşanma sonrası yaşamları şekillendirilmekte, sonraki yaşamlarını hangi şartlarda sürdürecekleri belirlenmektedir. Boşanma sürecinde kadının haklarını alabilmesi de bazı şartların yerine getirilmesiyle mümkün olmaktadır. Örneğin velayet davalarından dikkat edilen en önemli husus, çocuğa anne tarafından bakılması halinde menfaatlerinin korunacağına kanaat getirmesi gerekir. Annenin bu vasıflara haiz olmaması durumunda kadının bu haktan yararlanabilmesi zorlaşmaktadır. Kadın bunu bilmeli yaşamını buna göre planlamalıdır. Aksi takdirde ebeveyn takdirinde baba yönü ağır basacaktır.

Tazminat ve nafaka taleplerinde de durum benzerdir. Boşanma sürecinde eski eşten tazminat talebinde bulunulabilmesi için, kadının boşanmaya sebep olan olaylarda eşine göre daha az kusurlu olabilmesidir. Örneğin; sorumsuz bir anne olduğu ve evlilik birliğinin bozulmasında kadının kusurlu olduğu ortaya çıkar ve delilerle ispat edilirse, tazminata ve nafakaya hükmedilmesi oldukça zordur. Manevi tazminat taleplerinde ise, kadın kişilik haklarının zedelenmiş olması halinde bu tür tazminatları almaya hak kazanabilmektedir. Manevi tazminat eşin aldatması sebebiyle isteniyorsa, kadının aldatmada adı geçen kişiye karşı da manevi tazminat davası açma hakkı mevcuttur. Ancak manevi tazminatın 3. Kişiden alınabilmesi için aldatma olayındaki kişinin bireyin evli olduğunu bildiğinin ispatlanması gerekir. Aksi takdirde aldatma iddiasıyla ilgili tazminat talepleri karşılanmaz.

Aldatma olayının bir diğer yönü de, aldatanın kadın olması halinde tazminat taleplerine nasıl karar verileceğidir. Kadının aldatması halinde evlilik birliğinin bozulmasında kadının daha fazla kusuru bulunması sebebiyle nafaka ve tazminat alabilmesi mümkün değildir. Ancak çocuğun velayetinin aldatan anneye verilmiş olması halinde iştirak nafakası talepleri yerine getirilebilmektedir. Bir diğer husus da, kadının aldattığının ispatlanması halinde mağdur olan erkek, kadın aleyhine tazminat talebinde bulunabilmektedir.

Özellikle çekişmeli boşanma davaları her yönüyle oldukça zor süreçlerin yaşandığı davalardır. Tarafları maddi manevi yıpratmasının yanı sıra, hukuki olarak da zor davalardır. Bu sebeple boşanma davaları öncesinde medeni kanun ve aile hukuku konusunda uzman bir avukattan destek talep edilmesi en akılcı yol olacaktır. Böylece kanun tarafından kadına verilmiş tüm hakların elde edilmesi mümkün olabilmektedir.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir