Velayet Davası

Boşanma kararı sonrasında eşler arasında yaşanan en büyük sorunlardan biri de, velayetin kime verileceği hususudur. Boşanma davalarında genellikle ortaya çıka durum, taraflardan birinin diğer tarafın çocuğa iyi bakamayacağı savını ileri sürmek suretiyle çocuğun velayetini üstlenme arzusu şeklindedir. Bu durum bazen de sadece karşı tarafın duygusal yapısına zarar verebilmek amacıyla boşanmayı zorlaştırmak ve velayeti bir hesaplaşma aracı haline getirmek şeklinde gelişmektedir.

Velayet davalarında karar veren hâkimlerin titizlikle üzerinde durduğu konulardan ilki, çocuğun yaşı olmaktadır. Küçük yaştaki çocukların annenin bakım ve sevgisine ihtiyaç duydukları dönemlerde alınarak babaya verilmesi, çocuğun ruhsal gelişiminde önemli sorunlar yaratacağı gibi, sağlığı ve kişisel gelişimi önünde de büyük bir engel olarak görülmektedir. Türk hukuk sistemi bu gibi durumları gözeterek 3 yaşına kadar çocukların velayetinin anneye verilmesini uygun görmektedir.

Bu yaşa kadar olan çocukların babaya verilmesi düşünülmemekle birlikte, çocuğun yaşamının anne yüzünden hayati tehlike altında olabileceğine hükmedilen durumlarda velayet babaya bırakılmaktadır. Bu yaştaki bir çocuğun anneye verilmesi ile ilgili karar alınırken, annenin işi, aylık kazancı veya evi olup olmadığı gibi hususlar göz önüne alınmadığı gibi, annenin yaşam tarzı da göz önüne alınmaz.

 

Velayetin Babaya Verilmesini Gerektiren Haller

Velayet davasına konu olan çocuğun 3 yaşından büyük olması, çocuğun annenin bakım ve şefkatine daha az bağımlı olduğu şeklinde değerlendirilir. Bu kanıya varılmasındaki sebepler, 3 yaşından büyük çocukların uyku ihtiyaçlarının azalması, konuşarak istediklerini belirtebilme yeteneklerinin gelişmesi, yemeklerini tek başlarına yiyebilecek olmaları, tuvalet ihtiyaçlarını bir başkasının yardımıyla da giderebilecek olmalarıdır. Bu şekilde değerlendirme yapılmakla birlikte boşanma davalarında bu yaştaki çocukların babaya verilmesi durumu istisnai haller dışında pek görülmez. Velayetin babaya verilmesini gerektirecek haller ise,

  • Annenin çocuğun sağlığına zarar verebileceği yönünde kanaat oluşması
  • Kadının çocuğa bakmaktan aciz olması
  • Annenin sağlığının çocuk bakmaya uygun olmayacak derecede bozuk olmasıdır.

Dava hâkimleri bu gibi durumlarda anne- baba duygularının tatmininden önce, çocuğun menfaatlerini göz önüne alarak karar verirler. Çünkü çocuğun geleceğinin garanti altına alınması tüm bu duygulardan çok daha önemlidir.

 

Okul Çağındaki Çocukların Velayeti

Okul çağının başlangıcı olan 6 yaş ve bitimi olan 12 yaş arası çocukların velayetini belirlerken ilk faktör yaş olmakla birlikte, tarafların çocuğa sunacakları maddi imkânlar da önem kazanmaya başlar. Yapılan incelemeler sonucunda çocuğa daha iyi imkânlar sağlayan ve geleceğini teminat altına alabilecek durumdaki eş, velayet konusunda daha avantajlı bir pozisyona sahip olur. Bu çağdaki çocukların velayetleri hakkında karar verilmeden önce, sosyal hizmetler uzmanları mahkeme bünyesine dâhil edilerek çocuk hakkında bir rapor düzenlenmesi istenir. Mahkeme kararının oluşmasında büyük etkisi olan bu rapor, uzmanların gözetiminde her iki eşle birlikte hazırlanır. Raporlar mahkemenin kararına doğrudan etki etmemekle birlikte, çoğunlukla rapordan çıkan sonuç yönünde kararlar verilmektedir.

 

Velayet Davalarında Çocuğa Sorulur Mu?

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin hükümlerine göre, 12 yaşını doldurmuş olan çocukların velayet kararı verilmeden önce dinlenmesi gereklidir. Ülkemizin de taraf olduğu bu sözleşme uyarınca mahkeme esnasında çocuğa görüş bildirmesi için söz verilmektedir. 12 yaşını doldurmuş ola çocukların kendilerini rahatlıkla ifade edebileceği kanaati sebebiyle, kimin yanında kalmak istedikleri hakkında görüş belirtme hakları bulunmaktadır. Buna rağmen mahkeme heyeti, çocuğun isteğine bağlı olarak karar vermeyebilir. Bu isteğin tersine karar verildiğinde gerekçelerinin de açık ve net bir biçimde belirtilmesi gereklidir.

Velayet Değişikliği Mümkün Müdür?

Velayet davalarının sonuçlanmasını takip eden süreçlerde, velayeti alan eşin diğerine çocuğu göstermekten kaçınması oldukça sık yaşanan olaylar arasında yer almaktadır. Bu tür durumlarda, mağdur olan eşe kanunen tanınan hak icra başvurusu yapmaktır. İcra daireleri marifetiyle yürütülen icra süreci sonrasında, çocuk mahkemece belirlenmiş sereler içerisinde diğer ebeveyninde kalabilmektedir. İcra yoluyla dahi çocuğunu göremeyen eş, tüm çabalara rağmen çocuğunu göremiyorsa, dava açmak suretiyle velayetin değiştirilmesi talebinde bulunabilir.

Velayet hakkının değiştirilmesi, değişen koşullara bağlı olarak kanunen mümkün kılınmıştır. Türk Medeni Kanununun 183. Maddesinde düzenlene velayetin değişmesi, bazı şartların oluşmasına bağlıdır. Kanunda açıkça belirtildiği gibi velayetin el değiştirmesinin söz konusu olabilmesi için,

  • Boşanmış olan anne ve babanın farklı kişilerle evlilik yapmış olması
  • Velayete sahip olan eşin vefatı
  • Velayeti elinde bulunduran eşin bir başka yere gitmesi
  • Velayete sahip olan anne ya da babanın cezaevinde olması, yatarak alkol tedavisi görmesi, sağlık sorunları sebebiyle bitkisel hayatta olması velayetin değiştirilmesi taleplerine temel teşkil etmektedir.

Velayet değişikliği davalarında belirli bir süre gözetilmez. Bu davaların açılma amacı, çocuğun menfaatlerinin gözetilmesi olmalıdır. Boşanma davasının sonuçlanmasıyla birlikte belirlenen velayetin değiştirilebilmesi ancak, velayeti alan tarafın veya velayete konu edilen çocuğun durumunda bir değişiklik olması halinde mümkün olabilmektedir. Böyle bir durum oluştuğunda, incelenmesi gereken unsur, oluşan değişikliğin velayetin değişimini sağlayacak önemde ve süreklilik arz eden bir durum olması gerektiğidir.

Değişikliğin belirli bir süre içerisinde yeniden eski durumuna dönebileceği veya istenilen ölçüde önemli görülmemesi durumunda talep geri çevrilebilmektedir. Özellikle davanın sonuçlanmasını takip eden kısa süreler içerisinde açılan bu tür davalarda, değişikliği gerektiren olguların sağlam delillerle ispat edilmesi istenmektedir. Aksi takdirde velayet değişikliği dava başvurusu çoğunlukla reddedilmektedir. Velayetin değiştirilmesi talebi ile ilgili davalar, velayet sahibi olmayan kişi tarafından değil, hali hazırda velayete sahip olan eş tarafından da açılabilmektedir. Velayet hakkını elinde bulunduran eşin durumunun değişmesi, dışında velayet değişimini gerekli kılan sebepler arasında, velayet hakkının gerektiği gibi kullanılmaması veya çocuğun menfaatlerinin değişikliği gerektirmesi de yer almaktadır. Değişen şartlara göre velayetin el değiştirmesi durumu hâkim kararıyla gerçekleşen hukuki bir sonuçtur.

Velayet davası ile ilgili detaylı bilgi almak için Boşanma Avukatı sayfamıza gözatın.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir